3. Dünya Savaşı ve Altın: 2026 ve Sonrasında Bizi Ne Bekliyor?

Başlık ilk anda size garip veya ürkütücü gelebilir. Ancak günümüz dünyası; "3. Dünya savaşı başlayacak" diyenler veya "Zaten 3. Dünya savaşının içindeyiz" diyenler olarak ikiye ayrılmış durumda. Yani herkes, bu küresel gerilimin varlığı konusunda ittifak halinde.
Bu yazı, Bilezikçi Kuyumculuk markası ve Bilezikci.com'un kurucusu Gökhan Yılmaz tarafından kaleme alınmıştır.
Ancak bu savaşın ne şekilde, nerede, neler üzerinden olduğu ya da olacağıyla ilgili pek çok kuram ve senaryo ortaya atılmaktadır. Dünya genelindeki bu kaosun sebeplerini dört ana başlıkta toplayabiliriz:
- Dolar ve Yeni Düzen: Doların hakimiyeti ve karşısına çıkan yeni dünya düzeni paraları eksenindeki çatışma.
- Süper Güç Mücadelesi: Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki "dünyanın patronu kim olacak?" kavgası.
- Finansal Sistem Savaşı: "Eski Finans" (Geleneksel bankacılık) ile "Yeni Finans" (Dijital/Kripto varlıklar) arasındaki çatışma.
- Teolojik ve Bölgesel Çatışma: Haçlı ittifakının (Batı ve Amerika Ekseni) İslam havzasında, Orta Doğu topraklarında ve dini terminolojiler üzerinden yürüyen sıcak savaşlar.
Bu dört maddenin her biri üzerine çok fazla değerlendirmenin yapılabileceği uzun konular. Ancak biz bu yazıda, resmi biraz daha netleştirip konunun bizi ilgilendiren Altın tarafını değerlendirelim.
Dolar Hegemonyasının Sonu ve Altının Dönüşü
Dünya, İkinci Dünya Savaşı sonrası, özellikle Avrupa-Amerika eksenli bir yapıyla domine edildi. Özellikle 1970'lerden sonra; Doların Bretton-Woods anlaşması sonrası altına endeksli olmaktan çıkıp "karşılıksız basılabilen" tek otorite para haline gelmesi, Amerika'nın emperyal gücünü perçinledi.
Ancak bugün geldiğimiz noktada; tarih havzasında kadim olan medeniyetler ve ülkeler, bu güç dengesine karşı farklı aksiyonlar alıyor. Amerika'nın hegemonyasından çıkış senaryoları masada. İşte tam bu noktada, altının tarihsel rolü tekrar sahneye çıkıyor.
2025'te Ne Oldu? 2026 ve Sonrasında Ne Olacak?
Hatırlayalım; 2025 yılı altın için tarihi bir yıldı. Altın, dolar bazında %65 türk lirası bazında ise %101 bandında artış gösterdi. Gümüş ise altını da geçerek dolar bazında %146 Türk Lirası bazında ise %200 ü aşan rekor artışlarla yılı kapattı. Fiziki ve sınırlı varlıkların, bu denli ciddi yükselişine hepimiz şahit olduk. Altın ve gümüş özelinde 2025 yılı istikrarlı en büyük yükselişlerinden birisini yaptı. Daha önce 1979, 2008 yıllarında da çok büyük yükselişler yapmış olmasına rağmen bunlar uzun soluklu olmayıp, daha sonrasında ciddi geri çekilmeler yaşamıştır.
Peki 2026, 2027 ve sonrası için sormamız gereken soru şu: Bu yükseliş sürecek mi?
Cevabımız net: Evet, altın bu yükseliş trendlerine tam gaz devam edecek.
Bunun en temel sebebi şudur: Dünyada birbirine düşman olan, isyan eden, sömüren veya sömürüye karşı çıkan herkesin; yani Amerika'nın, Çin'in, Rusya'nın, Ortadoğu ülkelerinin, Avrupa'nın ve Afrika'nın güç olarak ittifak ettikleri tek şey ALTINDIR.
- Dolar tartışılıyor.
- Kripto paralar tartışılıyor.
- Devletlerin otoriteleri tartışılıyor.
- Sömürünün mantığı tartışılıyor.
- Ama altının değeri ve gücü tartışılmıyor.
Altın, bu "tartışılmaz gerçekliğinden" ve insanların ona olan güveninden aldığı güçle yükseliş ivmesini sürdüreceği süreçleri okuyan herkesin malumu durumunda.. Dünyadaki ayrışma ve kriz derinleştikçe, altının yukarı yönlü hızıda artacaktır. Artışın olup olmayacağını aslında kimse tartışmıyor. Tartışılan, araştırılan, tahmin edilmeye çalışılan ne kadar artacağı.
Neden Herkes Fiziki Altına Koşuyor?
Şu anda dünya genelinde, büyük ekonomilere yön veren işletmeler rezervlerinin büyük kısmını altına çevirmekte, merkez bankaları altın almakta, fonlar altın tarafını güçlendirmekte, Bireysel yatırımcılar ise "kötü gün dostu" olarak gördükleri altın almakta. Ancak burada hayati bir ayrım var: Fiziki Talep.
Herkes bankalardan daha çok kuyumculardan fiziki altın talep ediyor. Peki neden?
Yatırım Stratejisi: Banka Hesabı mı, "Uhdemizdeki" Altın mı?
Altına nasıl yatırım yapmalıyız sorusunun cevabı, kriz dönemlerinin doğasında gizlidir. Tavsiyemiz; finans sistemi üzerinden (bankalardaki kaydi altın rakamlarından) ziyade, fiziki altındır.
Çünkü yarın kriz derinleştiğinde;
- Krizin barometresi ve ilk vurduğu yapılar bankalardır.
- Kriz anında ilk patlayanlar her zaman bankalardır.
- Bankalar, ellerinde fiziki olarak bulunmayan altını (kaydi olarak) çok fazla kişiye sattıkları için ("Fractional Reserve"), ani bir talep patlamasında veya sistem kilitlenmesinde anında çöküş yaşama riski taşırlar.
Bu yüzden en doğru tercih; altını fiziki olarak alıp, uhdemizde tutmak için çaba göstermektir.
Altının geleceğiyle ilgili süreçlere birtakım farklı, karmaşık anlamlar yüklemenin gereği yoktur. Durum tahminden ötedir; bir matematik ve tarih gerçeğidir. Altının gücü, altının talebi ve teknik olarak insanların güvenli liman tercihi tüm hızıyla devam etmektedir.Bu içeriklerimiz de ilginizi çekebilir;
Kuyumculukta Altın Güvenliği ve Gelebilecek Tehditler
Altını Ucuza Nereden Alabilirim?
Kaplama Takılar ve Altın Takılar Arasındaki Farklar






