
Son yıllarda nereye bakarsanız bakın yeni bir kuyumcu mağazası görüyorsunuz. AVM'lerde, semtlerde, ana caddelerde ve çarşılarda kuyumcu sayısı ciddi biçimde arttı. Hatta benim gördüğüm tabloya bakınca, "kuyumcu patlaması var" demek çok da abartılı gelmiyor.
İşin ilginç tarafı şu: Kuyumcu açmak kolay ve düşük maliyetli bir iş değil. Mağazanın dekorasyonu var, bulunduğu yere göre ciddi bir kira gideri var, personel maliyeti var ve bunların hepsinden daha önemlisi çok güçlü bir sermaye ihtiyacı var. Çünkü kuyumcuda sattığınız şey altın ve altın türevi ürünler. Mağazanın vitrini bile ciddi miktarda sermayeyi içinde tutuyor.
Buna rağmen hem sektöre yeni girenlerin hem de yıllardır kuyumculuk yapanların yeni mağazalar açtığını görüyoruz. Peki neden? Ben bu yazıda yıllardır sektörün içinde gördüğüm kadarıyla bunun arkasındaki sermaye, rekabet, güven, statü, kârlılık ve mağazalaşma dinamiklerini anlatmak istiyorum.
Neden Bu Kadar Çok Kuyumcu Mağazası Açılıyor?
Bana göre bugün kuyumcu sayısının artmasının tek bir sebebi yok. Türkiye'de son yıllarda yaşanan ekonomik süreçler bazı kesimlerde yeni bir servet ve sermaye birikimi oluşturdu. Bu yeni sermaye farklı sektörlerde davranışları değiştirdiği gibi kuyumculukta da önemli bir değişime yol açtı.
Eskiden sektörün içinde yetişmiş kişiler daha ağırlıktayken bugün kuyumculuğa sonradan giren çok sayıda insan görüyoruz. Hatta bazı bölgelerde sonradan sektöre girip mağaza açanların sayısı, yıllardır bu işi yapanlara yaklaşmış durumda. Üstelik bu kişiler çoğu zaman tek mağazayla kalmıyor. Bir bölgede mağaza açıyor, sonra aynı bölgede ikinciyi, üçüncüyü açabiliyor.
Bu gelişme yıllardır aynı yerde çalışan kuyumcuyu da etkiliyor. Çünkü kendi bölgesinde yeni kuyumcular çoğaldıkça mevcut esnaf pazarını kaybetmemek istiyor. O da yeni mağazalar açmaya başlıyor. Böylece yeni girişler yeni mağazaları, yeni mağazalar da mevcut kuyumcuların büyüme kararlarını tetikliyor.
Bu yazı, Türkiye'de kuyumcu mağazalarının neden arttığını; sermaye yapısı, bölgesel rekabet, müşteri güveni ve kuyumculuk sektörünün çalışma biçimi üzerinden uzun yıllara dayanan sektörel deneyimiyle aktaran Bilezikçi Kuyumculuk'un sahibi ve Bilezikci.com 'un kurucusu Gökhan Yılmaz tarafından kaleme alınmıştır. Keyifli okumalar…
Kuyumcu Açmak Neden Bu Kadar Yüksek Sermaye Gerektiriyor?
Kuyumcu açarken masraf yalnızca dükkânı kiralamakla başlamıyor. Öncelikle mağazanın dekorasyonu var. Kuyumculukta mağazanın görünümü ve vitrinin yapısı önemlidir. Sonra özellikle ana caddelerde, çarşılarda ve güçlü ticari bölgelerde kira maliyeti geliyor. Bunun üzerine personel giderleri ekleniyor.
Fakat asıl büyük konu sermaye. Çünkü mağazayı açtığınızda vitrinlerin boş kalması mümkün değil. Altın bilezik, zincir, kolye, yüzük ve farklı altın ürünleri teşhir etmeniz gerekiyor. Bunların tamamı doğrudan sermaye demek.
Kuyumculukta müşteriye verilen güvenin önemli parçalarından biri de bu sermaye görüntüsüdür. Müşteri mağazaya girdiğinde dolu bir vitrin görmek ister. Bir kuyumcunun vitrininde kilogramlarca bilezik bulunabilir. O bileziklerin tamamı hızlı dönen ürünler olmayabilir. Hatta bazı ürünlerin sermayeye göre geri dönüşü oldukça yavaş olabilir. Buna rağmen vitrinde bulunurlar.
Çünkü o vitrin yalnızca ürün sergilemiyor. Aynı zamanda işletmenin sermaye gücünü de gösteriyor.
Aynı Kuyumcu Neden Aynı Cadde Üzerinde Birden Fazla Mağaza Açıyor?
Dışarıdan baktığınızda şu soruyu sorabilirsiniz: Bir kuyumcunun zaten o semtte mağazası varsa neden 50 metre ilerisine bir tane daha açıyor? Neden farklı bir semte gitmiyor?
Bunun en önemli sebeplerinden biri pazarını kaybetmek istememesi. Yıllardır belirli bir çarşıda çalışan kuyumcunun çevresine yeni mağazalar açılmaya başladığında müşteri trafiği bölünmeye başlıyor. Yerleşik kuyumcu da kendi pazarını korumak için aynı bölgede yeni mağazalar açabiliyor.
Ben bunun örneklerini çok görüyorum. Kadıköy'de aynı kuyumcunun aynı bölgede 6-7 mağazaya ulaştığı örnekler var. Gebze'de aynı cadde üzerinde çok sayıda mağazası bulunan işletmeler var. Üsküdar ve Ümraniye'de yine aynı kuyumcunun birkaç şubesini birbirine çok yakın noktalarda görebiliyorsunuz.
Bazen bu mağazaların arasında 20 metre, 30 metre veya 50 metre olabiliyor. İlk bakışta mantıksız gibi görünüyor ama sektörün içinden baktığınızda bunun bir pazar koruma stratejisi olduğunu görüyorsunuz.
Kuyumcular Neden Bildikleri Semtte Büyümeyi Tercih Ediyor?
Aynı bölgede büyümenin bir başka nedeni de müşteriyi ve pazarı bilmek. Bir kuyumcu yıllardır belirli bir bölgede çalışıyorsa o bölgenin ne aldığını bilir. Hangi ürün satılıyor, hangi ürün daha yavaş gidiyor, hangi müşteri grubu ne istiyor, düğün döneminde hangi ürünler öne çıkıyor, bunların hepsini yaşayarak öğrenmiştir.
Şimdi aynı işletme başka bir şehre veya hiç bilmediği bir semte gittiğinde bütün bu yapıyı yeniden öğrenmek zorunda kalır. Fakat kendi bulunduğu çarşıda ikinci mağazayı açarsa zaten bildiği sistemi tekrar uygulayabilir.
Müşteri davranışını biliyor, çevreyi biliyor, ürün hareketlerini biliyor. Dolayısıyla yeni mağaza açsa bile aslında sıfırdan başlamıyor. Daha önce tecrübe ettiği bir süreci başka bir dükkâna taşıyor.
Kuyumculukta bazen büyümenin yolu yeni bir yere gitmek değil, zaten bildiğiniz ve müşterisini tanıdığınız yerde daha güçlü olmaktır.
Altın Stoğu Kuyumculukta Sermayeyi Nasıl Etkiliyor?
Kuyumculuğa insanların yönelmesindeki en önemli faktörlerden biri de sermayenin yapısı. Çünkü kuyumcunun ana malı altın.
Mağazaya koyduğunuz ürünlerin içinde sonuçta altın var. Bu nedenle sermayenin çok önemli bir kısmı altın olarak duruyor. Altının fiyatı zaman içinde değişebilir, yükseldiği dönem de olur düştüğü dönem de olur. Burada anlatmak istediğim kesin bir getiri değil. Benim sektör açısından dikkat çektiğim şey, kuyumcunun sermayesinin fiziksel olarak altın cinsinden mağazanın içinde bulunmasıdır.
Bu durum insanların kuyumculuğa bakışını etkiliyor. Ticaret yapıyor ama aynı zamanda elindeki sermayenin önemli bölümünü altın cinsinden tutuyor. Dolayısıyla kişi mağazaya koyduğu sermayeyi yalnızca raflarda bekleyen sıradan bir ürün stoğu gibi görmüyor.
Kuyumculuğun birçok farklı sektörden ayrıldığı noktalardan biri tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Kuyumculukta İtibar ve Statü Neden Önemli?
Kuyumcu açılmasının bir diğer önemli sebebi bana göre mesleğin toplumdaki itibarı.
Bugün kuyumculuk toplumda kıymetli görülen, yüksek değerli ürünlerle çalışan ve güven ilişkisine dayanan mesleklerden biri. Kuyumcunun belli bir ekonomik gücü olduğu düşünülüyor. İnsanlar dükkânın içindeki altını görüyor, sermayeyi fiziken görüyor ve bu da işletme sahibine toplum içinde farklı bir statü kazandırabiliyor.
Ben bunu servet anlayışının değişmesiyle de ilişkilendiriyorum. Geçmişte servet daha çok toprak, arazi veya üretim gücü üzerinden görünürken bugün para, mal ve emtia çok daha belirleyici hale geldi. Altın da bu yapının en görünür ürünlerinden biri.
Bu nedenle bazı insanlar açısından kuyumcu mağazası açmak yalnızca kazanç hesabı değil. Aynı zamanda sahip olduğu ekonomik gücü fiziksel olarak gösterebildiği bir iş haline geliyor.
Bir insanın çok büyük başka bir işi olabilir ama dışarıdan baktığınızda bu sermayeyi her zaman fiziksel olarak göremezsiniz. Kuyumcuda ise vitrin önünüzdedir. Altın önünüzdedir. İşletmenin sermayesi görülebilir durumdadır.
Kuyumculukta Kazanç Neden Tek Bir İşleme Bağlı Değil?
Kuyumcu açılmasındaki önemli nedenlerden biri de işin ticari hareketliliği.
Kuyumculukta yalnızca bir ürün satıp oradan kazanç elde etmiyorsunuz. İnsan altın bozduruyor, kuyumcu bu işlemden ticari bir kazanç oluşturabiliyor. İnsan altın alıyor, yine bir ticari hareket oluşuyor. Takı satılıyor, işçilikli ürün satılıyor, farklı alım satım süreçleri gerçekleşiyor.
Dolayısıyla sektör sürekli hareket halinde.
Piyasa hareketlerini doğru takip edebilen bir kuyumcu için farklı işlem türleri bulunuyor. Ama burada özellikle şunu söylemek gerekiyor: Bu, her işlemin mutlaka yüksek kâr bıraktığı anlamına gelmez. Kuyumcunun mağaza giderleri var, personel giderleri var, kira gideri var ve mağazada çok ciddi bir sermaye tutuluyor.
Benim burada anlatmak istediğim, kuyumculuğun ticari hareket alanının geniş olması. Alış var, satış var, takı var, bozdurma var. Sektör tek bir işlem biçimine bağlı değil.
Emanet Altın Kuyumculukta Nasıl Bir Sermaye Yapısı Oluşturuyor?
Kuyumculukta çok konuşulan ama dışarıdan bakıldığında pek bilinmeyen konulardan biri de emanet altın meselesidir.
Özellikle yıllardır aynı bölgede çalışan, müşterisiyle güçlü bir güven ilişkisi kurmuş semt kuyumcularında insanların ellerindeki altını kuyumcuya bıraktığı durumlarla karşılaşıyoruz. Kasabalarda, ilçelerde ve kişisel ilişkilerin güçlü olduğu yerlerde bu sistemin daha belirgin olduğunu söyleyebilirim.
İnsan elindeki değeri altın olarak kuyumcuya bırakıyor. Kuyumcu da bunu yine altın değeri üzerinden takip ediyor. Ben burada "maliyetsiz sermaye" derken bunu kastediyorum. Normal şartlarda kuyumcu bu emanet için ayrıca bir faiz veya benzeri bir ödeme yapmıyor.
Eğer bu değer altın olarak tutuluyorsa kuyumcunun elinde ayrıca bir sermaye hareketi oluşabiliyor. Bu nedenle uzun yıllardır bölgede bulunan ve güven oluşturmuş kuyumcuların emanet altın tarafında önemli büyüklüklere ulaşabildiğini sektörde görüyoruz.
Bu yapı tamamen güven ilişkisine dayanıyor. Dolayısıyla her kuyumcuda aynı biçimde veya aynı büyüklükte olduğunu söylemek doğru olmaz. Benim anlattığım, özellikle yerleşik semt kuyumculuğunda yıllardır gördüğümüz bir piyasa davranışı.
Kuyumculuk İşinden Çıkmak Neden Bazı İşlere Göre Daha Farklı?
İnsanların kuyumculuğa girerken değerlendirdiği başka bir taraf da ileride bu işten çıkmak istediğinde ne olacağı.
Bir kuyumcu işi bırakmak istediğinde dükkânın içindeki ana sermayenin çok önemli bölümü altından oluşuyor. Süreç doğru organize edilirse bu altın tekrar nakde çevrilebiliyor. Elbette mağazaya yapılan dekorasyon, kira, personel ve işletme giderleri ayrı konular. Bunlar tamamen geri alınan maliyetler değil.
Fakat mağazadaki ana malın altın olması çıkış sürecini birçok farklı iş modelinden ayırıyor.
Bunun üzerine bir de dükkânın bulunduğu yer, yıllardır orada çalışması ve müşteri çevresi geliyor. Bazı işletmelerde devir sırasında yalnızca mağazanın fiziki yapısı değil, bulunduğu konum ve ticari pozisyon da fiyatın parçası haline gelebiliyor.
Bütün bunlar kuyumculuğa girerken insanların yalnızca bugünkü kazancı değil, ileride sektörden çıkış ihtimalini de daha farklı değerlendirmesine neden oluyor.
Kuyumcu Sayısındaki Artış Hakkında Yanlış Bilinenler Neler?
Çok kuyumcu açılıyorsa herkes çok para kazanıyor mu?
Hayır. Ben kuyumcu sayısının artmasının tek sebebini yüksek kârlılık olarak görmüyorum. Kuyumculuk ciddi sermaye, yüksek mağaza maliyeti ve sürekli stok gerektiren bir iş. Burada sermayenin altın olarak tutulması, mesleğin itibarı, aynı bölgede pazarı koruma isteği ve farklı işlem türlerinin bulunması birlikte etkili oluyor.
Aynı semtte birkaç mağaza açmak mantıksız mı?
Dışarıdan bakıldığında öyle görünebilir. Fakat yıllardır aynı bölgede çalışan bir kuyumcu için yeni rakiplerin pazara girmesi müşteri payını etkileyebilir. Bu nedenle bazı işletmeler başka semte gitmek yerine mevcut oldukları bölgede ikinci veya üçüncü mağazayı açmayı tercih ediyor.
Vitrindeki bütün altınlar hızlı satılıyor mu?
Hayır. Vitrinde bulunan bazı ürünlerin satış dönüşü çok hızlı olmayabilir. Özellikle yüksek miktarda bilezik ve benzeri ürün bulundurulması sadece günlük satış amacıyla değerlendirilmez. Vitrin aynı zamanda ürün çeşitliliğini ve işletmenin sermaye gücünü de gösterir.
Kuyumcu Sayısının Artmasında Hangi Faktörler Öne Çıkıyor?
- Kuyumcu açmak yüksek dekorasyon, kira, personel ve sermaye maliyeti gerektiriyor.
- Sektöre sonradan giren yeni sermaye sahiplerinin sayısı artıyor.
- Yerleşik kuyumcular çevrelerine yeni rakipler geldikçe mevcut pazarlarını korumak için yeni şubeler açabiliyor.
- Kuyumcular çoğu zaman müşterisini ve satış alışkanlıklarını bildikleri bölgelerde büyümeyi tercih ediyor.
- Mağazadaki sermayenin önemli bölümü fiziksel altın olarak tutuluyor.
- Kuyumculuğun toplumdaki güven ve statü algısı mesleğin cazibesini artırıyor.
- Alış, satış, bozdurma ve takı ticareti gibi farklı işlemler sektörün sürekli hareketli kalmasını sağlıyor.
- Yerleşik kuyumcularda güven ilişkisine dayalı emanet altın sistemi ek bir sermaye hareketi oluşturabiliyor.
Peki Bütün Bunları Bir Araya Getirdiğimizde Ne Görüyoruz?
Bugün Türkiye'de bu kadar çok kuyumcu açılmasını tek bir sebeple açıklayamıyorum. Sadece "kuyumculuk çok kazandırıyor" demek bana göre resmi eksik bırakır.
Bir tarafta son yıllarda oluşmuş yeni sermaye var. Bir tarafta sektöre yeni giren insanların mağazalaşması var. Bunun karşısında yıllardır aynı bölgede çalışan kuyumcular kendi pazarını korumak için yeni mağazalar açıyor.
Buna kuyumculuğun sermaye yapısını eklemek gerekiyor. Dükkânın içindeki ana mal altın. Sermayenin önemli bir kısmı vitrinde fiziken duruyor. Müşteri bunu görüyor. Bu hem güven hem de ekonomik güç algısını etkiliyor.
Bir başka tarafı mesleğin itibarı. Kuyumculuk bugün toplumda belirli bir statü oluşturabilen mesleklerden biri. İnsanlar yalnızca kazanç nedeniyle değil, bu statü ve görünür ekonomik güç nedeniyle de sektöre ilgi gösterebiliyor.
Son olarak sektörün hareketli ticari yapısı, emanet altın üzerinden oluşabilen sermaye akışı ve işi bırakmak gerektiğinde ana mal olan altının yeniden nakde dönüştürülebilmesi de kuyumculuğu farklılaştırıyor.
Benim yıllardır sektörün içinde gördüğüm tablo bu. Bugünkü kuyumcu sayısındaki artışın arkasında tek bir neden değil, bütün bu unsurların aynı anda çalışması var.
Kuyumculuğu Tezgâhın Arkasından Anlamak
Kuyumculuk yalnızca vitrinde görülen altından ibaret değil. Sermayesi, güven ilişkileri, bölgesel rekabeti ve yıllar içinde oluşmuş kendine özgü bir ticaret düzeni var. Bilezikci rehberlerinde bu yapıyı doğrudan sektörün içinden anlatmaya devam ediyoruz.
Bu içerik, Bilezikci.com kurucusu Gökhan Yılmaz'ın kuyumculuk sektöründeki uzun yıllara dayanan kişisel mesleki deneyimleri ve saha gözlemleri temel alınarak hazırlanmıştır. İçerikte anlatılan sermaye yapıları, mağazalaşma biçimleri, emanet altın uygulamaları, kârlılık ve ticari süreçler işletmeye, bölgeye ve piyasa koşullarına göre değişebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır; yatırım, işletme kurma veya finansal karar tavsiyesi niteliğinde değildir.